bakış'taki aşk

Bir aşk ne zaman biter? Bakış'taki aşk solduğu zaman. Hayretle açılan gözler, hayranlıkla izlemeye başlar önce. Bu bakış sadece güzellik için değildir. Bir varlığın diğerine sen ne zamandan beri varsın, vardın da bana niye şu zamana kadar görünmedin deyişindeki hayretin ifadesidir. Artık hep görebilecek olmanın, bakmaktaki sevmenin, söylenmeyen her şeyin söylenilmeyen her anda bakışa yüklenmesidir.

Yayımlanmış şiirlerden: Dalgın

dalgın

uzun uzun meyvelerin soyulduğu evlerin
bir çırpıda doyulan sofralarından
doğrudur yan odalarına mağrur geçmişliğim

orda hevesi yaprak yaprak açmak dünyaya
hep yazının düzünde kırılan kalemlere düşerdi
en çok da saman kâğıdında dağılan yaşlara

herkesin en derin uykusuna indiği gecelerde
kapı aralığından bakıp gidendi geleceğim
bir sözdü her şey, tek biriydi, teki
harflerin bile eğilip büküldüğü o ıssızda
bizi böyle kendimizden uzağa götüren

çırpınışı da bundandı ispinozların kafes değiştirirken

bir telaşla inip çıktım bu merdivenleri

nerdeysen hep ordan başlarsın

in

insanın gidip gidip dönebileceği bir yer olması güzel. ev'ler de bu yüzden çok kıymetlidir. dünyaya gidip gidip eve döneriz. bazen yalnız, bazen başkalarıyla, bazen sadece izlerle ya da hatıralarla. hatıra olmaya aday taze anlar ya da bir türlü eskimeyen eski hatıralar. biz dursak da hayat durmaz. biz hareket ettiğimizde de geçtiğimizi düşündüğümüz zamanlar bazen geçilmemiş olarak kalırlar. yaşanmış ama üzerinden geçilememiş ne çok an vardır. her şey bir başkası için de bizimkiyle aynı anda ilerliyor sanırız. oysa bütün takvimler tek kişiliktir.

gül, ey saf çelişki

in

"gül, ey saf çelişki, nice gözkapağının altında
hiç kimsenin uykusu olmamanın
sevinci."

Rilke'nin mezartaşında yer alması için hazırladığı dizeler...

[Seçilmiş Şiirler, Rilke, çev. Turan Oflazoğlu, 1. basım Adam Yayınları, 1976, s. 13]

yayımlanmış şiirlerden: altıpatlar

altıpatlar

altı

dönüp duruyordu birlikte çevrilen topaç
çocuklar yaslı oldukları kadar da yasalıydı
hangi oyunlar yalnız oynanacak
hangilerinde “ bir çeteyiz biz”
bozup kurup yıkarak geçip mahallelerden
aralarına dalacağız kentlilerin
geri kalmış kendilerimizin ardından
daha zaman varken. büyümeden. toz. duman. yıkım.
dan.dan.dan.dan.dan.dan

beş

sabahları bir ağacın dalına çengel gibi asılıyordu gün
birikiyordu yağdıkça kin… dün, önceki dün, yarın
habire yağıyordu dil dinmeyecekmiş gibi

kaygı duyulması gereken ilk kişi

“Başkalarını tahakküm altına alma ve onlar üzerinde tiranca bir iktidar kullanma tehlikesi yalnızca bir insanın kendisi için kaygı duymamasından ve dolayısıyla kendi arzularının kölesi durumuna gelmesinden kaynaklanır.

Çapulcu Şarkılar by Çapulcular

Yayımlanmış Şiirlerden: Lahit

lahit

böylece yıkıldı ev
sahibinden önce

önce çitler
çifter çifter
bahçe kapısı sonra
kendi kendine
yarı silik merdivenler

ölüyü salondan çıkardık
salon L tipi, mutfak açık
amerikan barda günün kahvesi
raflarda kitap iskeletleri insan ayraçları
yatak odasından fırlamış bir yatak
birkaç rüya kalıntısı marleylerde

en son kendini asmış çerçeveye
raptiyeyle çiviyle elleriyle
başından ortasından sonundan

biz sıcak bulduk
pencereleri taşırdık dışarı
göl göl oldu laminant tezgâh

gizli bir oda bulduk odanın içinde
bir duvar bulduk ıskarta

Üç Nokta Dergisi: Dijitalleşen Hayat Karşısında Sanat ve Edebiyat Soruşturması - Yanıtlar

[Bu metin Edebiyatta Üç Nokta Dergisi'nin Mayıs 2012 tarihli 7. sayısında yayımlanmıştır.]

* Twitter kullanıyor musunuz? Twitterda kimleri, nereleri okuyorsunuz? Neler yazıyorsunuz?

İçeriği paylaş

Back to top