benim filmlerim 2: persona

 

 

Çok geç kalınmış bir seyirdi aslında. Uzun zamandan beri değişik şekillerde karşıma çıkan Ingmar Bergman'ın "Persona"sını nihayet izledim. Ama bazen böyle oluyor, bir şey zamanı gelmeden olmuyor.

Bergman'ın filmografisinde 1966 yılına düşüyor "persona". Birçok açıdan karanlık bir film. Birçok açıdan da aydınlık denen şey karanlık olmadan ortaya çıkmıyor.

Liv Ullmann'la, Bibi Andersson'ın yani Elisabeth'le Alma'nın hikâyesi... Özellikle filmin psikolojik geriliminin görüntülere yansıması açısından çok çarpıcı. Hele son sahnelerde Elisabeth'le Alma'nın yarım yüzleri, bir karede iki yarım yüzün tamamlanışı, yüzün bir yarısının hep "olmayan" ya da "kayıp" olana gönderme yaparcasına karanlıkta kalması, bir sahnenin ters cephelerden iki kez tekrarlanması ve bambaşka etkiler bırakması, "Persona"yı ikinci kez izlemeye itiyor insanı...

Bergman'la ilgili çok güzel bir site var. Hakkındaki hemen hemen her şey, multimedya bölümünde filmlerin kısa fragmanları, fotoğraflar, başka yönetmenlerin düşünceleri, eleştiri yazıları vs. vs..

 http://bergmanorama.webs.com/profile.htm

 ve "Persona"nadan bir bölüm yine..

 http://www.youtube.com/watch?v=XZsU_ACYSAA

 

Bazen ileri gitmek için geriye bakmak gerekmez mi? 

 

 

Yorumlar

hey

çok kadınsı ve dramatik hatta efemine...bergman tavrı hep böyle...harika bir filmdir... buyrun isterseniz film hakkındaki değerlendirmemi buradan okuyun...

http://www.felsefehayat.net/2010/03/persona/

Back to top