Tino Rossi - Les pêcheurs de perles

Georges Bizet'nin 25 yaşındayken bestelediği Carmen operasından bir eser... "İnci Avcıları" anlamına geliyormuş. Tino Rossi'nin büyüleyici sesi ve yorumuyla... Kaybedilenlere ağıt mı desek...

Yayın Dünyamız dergisi için yapılmış bir röportaj

Say Yayınları'nda çalıştığım dönemde yayınevi adına yapılmış bir röportaj çıktı arşivlerden. Aktaralım:

Tarih: 1 Ağustos 2012

Editör olarak, kitabın hazırlanışının bütün safhalarında tecrübelisiniz. Sizi bu mesleğe yönlendiren etkenlerle beraber kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

benim müziklerim (video güncelleme)

Biraz zamanımı alsa da Benim Müziklerim kısmında, çalışmayan linklerin hepsini güncelledim.
Altlarına yazdığım kimi notlar o dönemlere özgü. Bu anlamda tarihleri de dikkate almak gerekir.

Evden çalışmaya başladığım son on yıllarda, televizyonun da yıllar önce evden çıkmış olmasıyla, müzik çok daha geniş bir yer tutuyor hayatımda. Ama buradakilerin kendine (bana) özgü zamanları işaret ediyor olmaları önemli.

Şuradan: Benim Müziklerim

Sonuşmaz

Eskiden beri sevdiğim bir şey, terimleri, kavramları kendi alanlarından koparıp başka türlü düşünmek. Ya da onların yarattığı çağrışımlarla başka bir şey kurgulamak.

Bir süredir kendi yazışma/çalışma arşivlerimde bir kategorizasyona, elemeye vb. gittiğim için vaktiyle zihnimi meşgul eden ama sonra aklımdan tamamen çıktığını anladığım şeylerle karşılaşıyorum bu uğraş sırasında.

"Sonuşmaz"ı da Eylül 2010'un bir gününde, şöyle bir hazır tanımla kendime email olarak göndermişim:

Yayımlanmamış Şiir: Retrospektif

Retrospektif

Sevgilim
bir elmayı dalında ısırır gibi
demeyeli dolu dolu
çok oldu, çoklar geçti

onyılları geçti yirmi birinci yüzyılın
metropoller, teknopoller, projeler
kırılıp dökülenler, bozulanlar geçti
sanki asırlar geçti Arif’in dediği
“dokunmayalı sıcaklığına karnının”

dilimden yeni bir dil, aklımdan nice çare
yabancı sular geçti sokak aralarımdan
kaç bahçeye uyandım dar pencerelerde
dolunaylar, mehtaplar, tutulmalar geçti
yalnızdı yine de kıyıda bir kara

sevgilim
rüyalar geçti yastıklara akarak, bulaşarak

bir geri iki ileri

İnsan bazen aynı yolda yürüdüğünü, yürüyeceğini düşünürken birden o tek yolun bir sebeple kavşak haline gelmesi çok tuhaf. Ama insanın güvenilmezliği ve hayatın dinamikleri bunu hep öngörüyor aslında.

Bende bir sürü şey hep ters ilerliyor ya da bildiklerim arasında en iyi bildiğimi sandığım şey olarak kendim bana öyle geliyorum.

Black Sands

in

Nefes - Kim Ki Duk

Bilgisayarın bir köşesinden çıkan bir yazı. Pandeminin en ağır kayıplarından biri olarak, hayatını o süreçte kaybeden Kim Ki Duk'un Nefes filmiyle ilgili yazmışım eskiden.

*

Nefes (2008) Kim Ki Duk / 16 Subat 2008 Cmt

Kim Ki Duk’un ondördüncü filmi Nefes. Daha önce Samaria (Fedakar Kız), İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış.., Boş Ev, Yay, Zaman gibi filmlerini izleme imkanı bulmuş seyirciler için yine “tam da bir Kim Ki Duk” filmi diyebileceğimiz bir film.

Bach

Herkesin gidip gidip döndüğü, ne yapsa sonunda hep aynı şeye çarptığı bir şeyleri vardır.
Ben de gider gider sonunda her yerden Bach'a dönerim.
Kurban'ın başında anlatılan meseldeki gibi, üç yıl boyunca bir tepeye tırmanıp kurumuş bir ağacın canlanmasını umarak her gün ona su vermek, elbette günümüzün "hızlı" zamanlarına, "saman alevi" beklentilerine uymuyor. Öfke de çabucak eriyiveriyor, sevgi de. İnsan ikisine de yaslanamıyor. Galiba, bir tek şiir, edebiyat, müzik ve sanat bizi kurtaracak, tekniğin boyu çayın suyunu aşmış olsa da.

İçeriği paylaş

Back to top