Anna Ahmatova Hakkında Bir Film

Chagall, Yaşam ve Aşk

in

Pera Müzesi'nde 23 Ekim 2009-24 Ocak 2010 tarihleri arasında açılmış olan Marc Chagall sergisi önümüzdeki hafta bitiyor. Ben de bugün gidebildim. Gitmeden önce Chagall hakkında çok az şey biliyordum, mesela Nazilerin yahudi yazarların kitaplarını yaktıkları dönemde Chagall'ın eserlerini de yaktıklarını ve biraz da yüzeysel bilgi. Sergi müzenin iki katına yayılmış. Chagall'ın otobiyografik çalışmalarına, serginin düzenlenişi sırasında eklenen biyografik bilgiler de gelince epey bilgi sahibi olmak mümkün. Uzun yaşamış bir ressam Chagall..

Hopper - Colors - A tea with D.

Aşağıdaki linkten, Colors'tan başlayarak albümün tamamı dinlenebilir.

http://www.deezer.com/listen-228237

İstanbul'dan Sergiler

Her iki sergi de benzer şeyleri çağrıştırdı bana. İkisinin de kendine has yanları da var tabii..

16 Ocak 2010 – 6 Mart 2010
Claude Closky “Yazı mı Tura mı”
Küratör: Ali Akay
Akbank Sanat Galerisi

Claude Closky'nin görülebilecek üç çalışmasından şöyle söz edebiliriz.

İlk Kürt Opera Sanatçısı: Mizgin Tahir

Geçenlerde tesadüf ettim opera sanatçısı Mizgin Tahir'e. 2010'un ilk günlerinde "Lorîka Adiloş" yani "Adiloş Bebe" isimli ilk albümünü çıkarmış. Albümdeki üç şarkının şiirle ilgisi var. İkisi Cegerxwin'in şiiri, birisi Mizgin Tahir'in kendi çevirisiyle Ahmed Arif'in Adiloş Bebe şiiri... Müzikler Mozart, Verdi ve Bizet'ye ait. Mizgin Tahir hakkında Türkçe çok bilgiye rastlamak mümkün değildi ama Kürtçe bir sitede yakın zamanda yapılmış bir söyleşi gördüm. Kendim için çevirirken baktım, tamamını da anlayabiliyorum.

dirtbag - brad sucks " (bir sonraki sayfada çalar)

it’s a little bit hard to understand
but i only wanna be a modern man
on the wire it couldn’t be nicer
just thinking about the one that got away
nobody wanna give me heart away
you could make your mind up it could take your time up
it seems you’ve mistaken me for someone who cares
I’m just a dirt bag under the weather and overrated
living underground taking it to the scene

Bu Tufandan Sonra

Bu tufandan sonra, isterim ki
yalnızca güvercin,
ama tek bir güvercin
kurtulsun bir kez daha.

Boğulurum çünkü bu denizde,
uçup gitmese güvercin
ve getirmese son anda
o yaprağı.

çev. Ahmet Cemal
(Ingeborg Bachmann, Kavram Yayınları, Kavram Yeryüzü Şairleri 6, şubat 1995)

ya Sezar ya hiçbir şey - Kierkegaard

Umutsuzluğa düşen insan bir şeyden dolayı umutsuzdur. Dolayısıyla, o bir an gibi görünür ama yalnızca bir an; tam da o anda hakiki umutsuzluk kendisini gösterir veya umutsuzluk gerçek yüzünü gösterir. Çünkü bir şeyden dolayı umutsuzluğa düştüğünde, aslında kendisinden umutsuzluğa düşmektedir ve şimdi kendinden kurtulmaya çalışmaktadır. Böylece sloganı “Ya Sezar ya hiçbir şey” olan tutkulu insan Sezar olamadığında bundan dolayı umutsuzluğa düşer.

cocorosie, beatiful boyz (noah's ark)

Kırılgan Hayat (Yasın ve Şiddetin Gücü), Judith Butler

Belki de insan daha ziyade yaşadığı kayıp nedeniyle –muhtemelen sonsuza dek- değişeceğini kabul ettiğinde yas tutar. Belki de yas, sonucu tümüyle önceden kestirilemeyecek bir dönüşüm geçirmeye razı olmakla (belki de dönüşüm geçirmeye boyun eğmekle demeli) alakalı bir şey. Kaybetmek var, onu biliyoruz, ama bir de kaybın dönüştürücü bir etkisi var ve bu etki haritası çıkarılabilir ya da planlanabilir bir şey değil. Bu etkiyi seçmeye çalışabiliriz, ama belki de dönüşüm deneyimi seçimi bir düzeyde olanaksız kılar.

İçeriği paylaş

Back to top